Süt üreticisi hep sahipsiz mi kalacak?

Süt üreticisi hep sahipsiz mi kalacak?

Süt piyasasında dengelerin üretici aleyhine olması nedeniyle “fiyatlar” gündemdeki yerini sürekli koruyarak, sektör türküsünün bir nevi nakaratını oluşturuyor.

Süt üreticisinin korunacağı piyasa düzeni için bir dönem herkesin umudu “Süt Konseyi” idi. Sorunların çözümü için kurulması istenen Konsey’in piyasada dengeyi ve adaleti sağlayacağına inanılıyordu.

Sektörün akil adamlarından oluşacak Konsey, çıkar çatışmasında taraflar arasında hakem olacak ve piyasanın bozulduğu dönemlerde piyasayı regüle edecek önlemler alacaktı. Sektörün sorunlarının çözümü için yıllarca Konsey’e umut bağlandı.

Tarım Kanunu ile 2006’da “Ürün Konseyleri”nin kurulmasının önü açıldı. Ulusal Süt Konseyi Yönetmeliği 2008’de yayımlanarak Konsey kuruldu. 2009’da Konsey’in ilk başkanı olarak Yörsan’ın patronu Murat Yörük seçildi. Üreticinin büyük umut bağladığı Konsey en iddialı çıkışını Ata-Sancak Çiftliğinin sahibi Ethem Sancak’ın başkanlığı döneminde yaptı. Sancak, bütçesinin ve yaptırım gücünün olmayışı nedeniyle Konsey’in piyasada etkili olamayacağı eleştirilerine karşı, “yaptırımımız itibarımızdır” diyerek iş dünyasındaki saygınlığını ortaya koymuştu. Süt için “ak” bir dönem başlatma iddiasında olan Sancak, Konsey’in sektörde etkili olamaması üzerine başkanlıktan ayrıldı.

2008’de başlayan ve yoğun olarak 2009’da devam eden hayvancılık krizinde Konsey olumlu herhangi bir rol üstlenemedi. Ethem Sancak’ın istifasıyla Konsey Başkanlığına Yıldız Holding (Ülker) şirketleriyle ortaklığı bulunan ASÜD Başkanı Harun Çallı seçildi. Böylece Konsey, sanayicinin önerdiği süt fiyatını karara bağlayarak “referans fiyat” olarak ilan eden bir kuruma dönüştü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 61’inci Hükümet Programı’nı Meclis’te okurken şöyle diyordu: “Et ve süt başta olmak üzere tarım ürünlerinde fiyat dalgalanmalarının olumsuz etkisinin ortadan kaldırılması ve ürün arzı ile çiftçi gelirlerinde istikrar sağlanmasına yönelik olarak piyasa düzenleme mekanizmaları oluşturacağız. Ek olarak, çiftçilerimizin kullandığı tarımsal girdilerdeki destekleri artırarak devam ettireceğiz.” Hükümet programında yer alan bu ifade, 2008’de hayvancılıkta yaşanan krizden ders alındığını, piyasada üretimin sürdürülebilirliğini tehdit eden fiyatlar oluştuğunda devletin buna müdahale edeceğini ortaya koyuyordu. Bu sektör için yeni bir başlangıç olabilirdi. Biz de bu gelişmeyi Temmuz-Ağustos 2011 sayımızda “Süte Müdahale Geliyor” kapağıyla duyurmuştuk.

Hükümet süt ve et piyasasına müdahale etmeye karar vermişti, peki bunu nasıl yapacaktı?

Bununla ilgili çeşitli öneriler ve taslaklar tartışıldı. Önce Hayvansal Ürünler Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (HPDK) kurulması gündeme geldi. Bir süre sonra bu çalışma rafa kaldırılarak Et ve Balık Kurumu’nun müdahale kurumu olarak yapılandırılmasına karar verildi. Hububat piyasasını düzenleyen Toprak Mahsulleri Ofisi model alınarak süreç başlatıldı. Et ve Balık Kurumu’nun adı Et ve Süt Kurumu olarak değiştirildi. Ancak bundan sonraki adımlar bir türlü gelmedi. Sürecin uzun bir zamana yayılması ise beklentilerin azalmasına yol açtı. Birkaç aya hallolacak ana statü ve bütçe konularında hâlâ herhangi bir gelişme kaydedilemedi.

Süte beş kuruşluk zam yapılırken TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar başta olmak üzere üretici temsilcileri Et ve Süt Kurumunu göreve çağırdı. Ancak kurum hala göreve hazır değildi.

Kuraklık, döviz kurları ve girdi (yem vb.) maliyetlerindeki artışlar nedeniyle bu yıl süt üreticisi için zor geçecek.

Peki, bu zor koşullarda üreticiyi kim koruyacak?

 

>> İbrahim Gümüş

Gazeteci-Yazar, Süt Dünyası Dergisi Genel Yayın Yönetmeni. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde Gazetecilik eğitimi aldı. Ulusal gazete ve TV'lerde muhabir, editör ve yönetici olarak çalıştı. Kurumlara ve markalara iletişim danışmanlığı yaptı. Halen Creavizyon İletişim Danışmanlığı ve Süt Dünyası Dergisinde yönetici olarak görev yapıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir